Rumence içindeki plin ne anlama geliyor?
Rumence'deki plin kelimesinin anlamı nedir? Makale, tam anlamını, telaffuzunu ve iki dilli örneklerle birlikte plin'ün Rumence'te nasıl kullanılacağına ilişkin talimatları açıklamaktadır.
Rumence içindeki plin kelimesi dolu, azami, maksimum, tok, komple, karnı doymuş, tıka basa doymuş, tamamen dolu, dolu, dopdolu, ağzına kadar dolu, ağzına kadar dolu, dopdolu, yoğun, (karnı) tok, tıka basa dolu, doyumluk, doz, ile dolu, ile dolu, yüklü, içinde oturulan/yaşanan, ile dolu olmak, ile dolu olmak, kanlı, kana bulanmış, tozlu, çok kıllı/tüylü, canlı, enerjik, hayat dolu, cevval, çamurlu, minnettar, sersem, şerefli, onurlu, buharlı, buharla dolu, heyecanlı, meraklı, canlı, hareketli, enerjik, haksız, adaletsiz, çabuk kızan, kolay sinirlenen, asabi, sinirli, pişman, şok olmuş, saçlı, dolu, tıklım tıklım dolu, süslü, gösterişli, merak uyandıran, tumturaklı, iyi, tatmin edici, memnun edici, neşeli, eğlenceli, kafa kafaya, suçlu, canlı, hareketli, ümit verici, gururlu, kibirli, kendini beğenmiş, kurumlu, canlı, hayat dolu, (söz) hileli, görünenden başka bir anlamı ifade eden, yüklü, umutla, ümitle, pişmanlıkla, kendinden emin, kendine güvenen, umutlu, ümitli, toplanmış, kuruntulu, evhamlı, vehimli, öfkeli, kızgın, önyargılı, peşin hükümlü, yaralı, dumanlı, duman kaplı, küskün, kırgın, dargın, hareketli, enerjik, üzüntülü, üzgün, müteessir, girişimci/atılgan, olaylı, hadiseli, olaylarla dolu, açık saçık, müstehcen, pişman, pişmanlık duyan, tepeleme (kaşık), güvenen, güven dolu, dolup taşan, neşeli, ter içinde, kuşkulu, şüpheli, tıklım tıklım dolu, kaplı, dar görüşlü, kendini beğenmiş, aksiyon dolu, istekli, ağzına kadar dolu, bencil, minnettar, neşeyle, ilerlemeye/başarılı olmaya devam etmek, ağzına kadar, neşeyle, hırslı genç, patlayan/hızla büyüyen pazar, yoğun sezon, (otomobil) marş, kibirli tavır, dolusu, zevk almak, haz almak, ile dolu, önyargılı, çok dolu, dolup taşan, onurlu, şerefli, (dışkı ile) kirlenmiş/pislenmiş, kakalı anlamına gelir. Daha fazla bilgi için lütfen aşağıdaki ayrıntılara bakın.
plin kelimesinin anlamı
dolu
Cutia asta e plină. Poți să-mi aduci alta? Bu kutu dolu. Bana başka bir kutu getirir misin? |
azami, maksimum
Cireșii sunt în plină floare. |
tok(karnı) Eram plin și nu mai aveam loc de desert. |
komple(despre sunet) Compozitorul folosește multe viori pentru a obține un sunet plin. |
karnı doymuş, tıka basa doymuş
|
tamamen dolu
|
dolu, dopdolu, ağzına kadar dolu
|
ağzına kadar dolu, dopdolu(recipient) (kap, vb.) |
yoğun(program, vb.) |
(karnı) tok, tıka basa dolu
|
doyumluk
Ți-ai făcut plinul? Ai mâncat mulți cartofi prăjiți. |
doz(uyuşturucu) Drogatul își făcuse plinul de cocaină. |
ile dolu(mecazlı) |
ile dolu
|
yüklü
|
içinde oturulan/yaşanan(bina) |
ile dolu olmak
Nu pot să mănânc aceste cereale pentru micul dejun; sunt pline de nuci. |
ile dolu olmak
Sunt plin de entuziasm pentru acest proiect. |
kanlı, kana bulanmış
Paramedicii au apăsat cămașa însângerată pe rana bărbatului. |
tozlu
|
çok kıllı/tüylü
Întotdeauna am fost atras de bărbați păroși, pentru că par așa de masculini. |
canlı, enerjik, hayat dolu, cevval(kişi) Ben era un om vioi căruia îi plăcea să petreacă. |
çamurlu
Pantofii scumpi ai lui Sarah erau înnoroiți, după pe a mers prin ploaie. |
minnettar
|
sersem
Prietenul meu caraghios pregătește tot timpul ceva ridicol. |
şerefli, onurlu(kişi) |
buharlı, buharla dolu
|
heyecanlı, meraklı(situație, poveste) |
canlı, hareketli, enerjik
|
haksız, adaletsiz
|
çabuk kızan, kolay sinirlenen, asabi, sinirli
|
pişman
|
şok olmuş
|
saçlı
Fred era un pic îngrijorat din cauza spatelui său păros. |
dolu, tıklım tıklım dolu(resmi olmayan dil) |
süslü, gösterişli
|
merak uyandıran
|
tumturaklı(proză) |
iyi, tatmin edici, memnun edici
Ne-a mers bine în ultimul timp. Nu mai avem nevoie de nimic. Son zamanlarda işler iyi gidiyor, tüm ihtiyaçlar karşılanmış durumda. Toplantı iyi geçti; önemli bir zorluk yaşanmadı. |
neşeli, eğlenceli
La capătul străzii, avea loc o petrecere animată, ce i-a ținut pe treji pe vecini. |
kafa kafaya(çarpışma) |
suçlu
Charlie stătea lângă vaza spartă cu o privire vinovată. |
canlı, hareketli
Cafeneaua este întotdeauna animată în diminețile de sâmbătă. |
ümit verici
Lucy are în față un viitor promițător. |
gururlu, kibirli, kendini beğenmiş, kurumlu
Owen este încrezut și e dificil să vorbești cu el. |
canlı, hayat dolu(kişi, kişilik) |
(söz) hileli, görünenden başka bir anlamı ifade eden
|
yüklü(suç, vb.) |
umutla, ümitle
|
pişmanlıkla
|
kendinden emin, kendine güvenen(stare de spirit) Atitudinea plină de încredere a conducătorului le-a redat curajul oamenilor. Liderlerinin kendinden emin tavrı halkı rahatlattı. |
umutlu, ümitli
Era o perioadă dificilă, însă sătenii erau în continuare plini de speranță. |
toplanmış(bavul, çanta) |
kuruntulu, evhamlı, vehimli(kişi) |
öfkeli, kızgın(privire, persoană) (bakış) |
önyargılı, peşin hükümlü(kişi) |
yaralı
|
dumanlı, duman kaplı
|
küskün, kırgın, dargın
|
hareketli, enerjik(argou) (kişi, mecazlı) |
üzüntülü, üzgün, müteessir(kişi) |
girişimci/atılgan
|
olaylı, hadiseli, olaylarla dolu
|
açık saçık, müstehcen
|
pişman, pişmanlık duyan
|
tepeleme (kaşık)(lingură) |
güvenen, güven dolu
|
dolup taşan
|
neşeli
|
ter içinde
|
kuşkulu, şüpheli
|
tıklım tıklım dolu
|
kaplı
|
dar görüşlü
|
kendini beğenmiş
|
aksiyon dolu
|
istekli
|
ağzına kadar dolu
|
bencil
|
minnettar
Alex i-a oferit Miei un zâmbet plin de recunoștință. |
neşeyle
|
ilerlemeye/başarılı olmaya devam etmek
|
ağzına kadar(doluluk) |
neşeyle
Micuțul Tony a zâmbit fericit (or: mulțumit) în timp ce își mânca înghețata. |
hırslı genç
|
patlayan/hızla büyüyen pazar
|
yoğun sezon
|
(otomobil) marş
|
kibirli tavır
|
dolusu
Örnek: Kaşık dolusu, avuç dolusu |
zevk almak, haz almak
|
ile dolu(kötü bir şey) |
önyargılı(tavır, inanç) |
çok dolu, dolup taşan(buzunar, pungă) |
onurlu, şerefli(hareket) |
(dışkı ile) kirlenmiş/pislenmiş, kakalı
|
Rumence öğrenelim
Artık plin'ün Rumence içindeki anlamı hakkında daha fazla bilgi sahibi olduğunuza göre, seçilen örnekler aracılığıyla bunların nasıl kullanılacağını ve nasıl yapılacağını öğrenebilirsiniz. onları okuyun. Ve önerdiğimiz ilgili kelimeleri öğrenmeyi unutmayın. Web sitemiz sürekli olarak yeni kelimeler ve yeni örneklerle güncellenmektedir, böylece bilmediğiniz diğer kelimelerin anlamlarını Rumence içinde arayabilirsiniz.
Rumence sözcükleri güncellendi
Rumence hakkında bilginiz var mı
Rumence, başta Romanya ve Moldova olmak üzere 24 ila 28 milyon kişi tarafından konuşulan bir dildir. Romanya, Moldova ve Sırbistan'ın Voyvodina Özerk Bölgesi'nde resmi dildir. Başta İtalya, İspanya, İsrail, Portekiz, Birleşik Krallık, Amerika Birleşik Devletleri, Kanada, Fransa ve Almanya olmak üzere diğer birçok ülkede de Rumence konuşanlar var.